Aile ve Evlilik

Aldatma’yı Anlamak

İnsanlık tarihi kadar eski ve  yaşam var oldukça da yaşanması kaçınılmaz bir olgudur ‘aldatma’. Bir ilişkide yaşanabilecek en büyük depremdir; aniden her şeyi yerle bir ederken artçı sarsıntıları ise uzun süre devam edecektir. Aldatma, eşler arasındaki anlaşma, inanç ve güvenin, başka kişi ya da kişilerin cinsel ya da duygusal biçimde ilişkiye dahil olmasıyla bozulması olarak tanımlanabilir.  Nihayetinde mevcut birlikteliğin beklenti ve sınırları çiğnenmiş ve kaçınılmaz olarak, yalan içeren söz ve davranışlar sergilenmiştir. Yapılan çalışmalarda bir çok kişi, aldatma yaşanmadan önce, eğer [...]

Daha fazla oku...

Mutlu Evliliklerin En Önemli Tutkalı Cinselliktir

Erkekler hayata mantık penceresinden, kadınlar ise duygu penceresinden bakarlar. Kadınlar özel ve değerli olduklarını, sevildiklerini hissetmek ve bunları davranışlarla görmek isterken, erkekler daha çok onaylanmayı ve takdir edilmeyi beklerler. Bununla birlikte mutlu bir evliliğin en önemli tutkalı cinsellik olacaktır. Unutmayınız ki cinsellik, birlikteliklerin sigortasıdır. Sigorta atarsa karanlıkta kalmak kaçınılmazdır. Bu nedenledir ki birlikteliklerde  erkek açısından erkekliğinin onaylanması ve takdir edilmesi, kadın açısından ise sevildiğinin ve değerli olduğunun ortaya çıktığı duygusal bir paylaşım mutluluğun en büyük anahtarlarından olacaktır. 1- Kadının cinsel yoldan doyuma ulaşabilmesi için duygusal yönden sevildiğine, [...]

Daha fazla oku...

Cinselliğin Olmadığı Evlilikler Sürdürülemez !

“Neredeyse iki aydır bir cinsel birlikteliğimiz yok. Bu, birbirimizi sevmediğimiz ve arzulamadığımız anlamına gelmiyor. Aslında düzgün bir evliliğimiz var ama iş hayatı ve çocuklar bizi öylesine yoruyor ki, yatak odasına gittiğimizde, aklıma gelen ilk şey uyuyup, dinlenmek oluyor…” veya “Eşimi de erken boşalma söz konusu. Beni tatmin edemediği için eşimin cinsel yönden beceriksiz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, eşim hoyratça sevişiyor. Sanırım bu nedenle, cinsel birleşmemiz kısa sürüyor ve cinsellik artık benim için hiç bir şey ifade etmiyor. Ne kadar az olursa o [...]

Daha fazla oku...

Erotizm ve Romantizm!

Nasıl ki erkek ve kadın hem zihinsel hem de fizyolojik olarak birbirinden ayrıysa, aşk ve cinsellik konusundaki beklentileri de farklıdır.Romantizm, çoğu zaman bir kadın tarafından adlandırılan ve kadına özgü olan bir zihin durumu olarak algılanır. Oysa romantizm, kişinin aşkı ve cinsel coşkuyu bulma biçimidir. Erkeklerin anlam yüklediği ve kadından beklediği erotizm de, aşka yönelik tüm duyguları içeren ve aslında romantizmden daha yoğun olan bir duygu bütünüdür.Erotizmde; aşk, şehvet, cinsel tutkular, düşler, arzular, sahiplenme duygusu gibi romantizmde genellikle ön plana çıkmayan pek [...]

Daha fazla oku...

Senede Bir Gün

Her insan yılda bir kez dahi olsa kendini özel hissetmek ister. Ama sevilen kişiye yılın sadece bir günü özelmiş gibi davranılması bu günün anlamını biraz da olsa yitirmesine sebep oluyor. Çünkü eğer birini yürekten seviyorsanız onun yanında geçirdiğiniz her an oldukça özeldir ve siz, sevdiğiniz kişiyi her gün biraz daha mutlu kılabiliyorsanız o zaten her gün sevgililer gününü kutluyor olacaktır. Ne acıdır ki günden güne üretmeden tüketmeyi alışkanlık haline getiren toplumumuzda, 14 Şubat’ı kutlarken hala sevmeyi, sevilmeyi, âşık olmayı, [...]

Daha fazla oku...

Eş Seçimi

Evlilik, ruhsal ve duygusal bir yolculuktur. Bu yolculuk, hayat boyu sürecek içten ve keyifli bir birlikteliğin oluşturulmasıyla doruğa ulaşır. Başarı potansiyeli ise mükemmel eşi seçme yeteneğimizde değil, kendimize ait gizli kalmış yanlarımıza ilişkin farkındalığımıza dayanmaktadır. Gözlem gücümüz, özellikle kendimize eş ararken son derece duyarlıdır. Bizler kendimize eş ararken, iç dinamiklerimizin etkisiyle bir dizi olumlu ve olumsuz kişilik özelliğini kendinde toplamış son derece özgül olan ‘bir ve tek’i arıyor gibiyiz. Freud’un dediği gibi “Gerçek kadınını bulan erkek annesini bulmuş demektir.” Çünkü bizim asıl [...]

Daha fazla oku...

Mutsuz Bir Ailede Büyüyenler Evlenmekten Korkuyor!

Evlilik, çekiciliğin coşkusuyla başlayan ruhsal ve duygusal bir yolculuktur. Bu yolculuk, hayat boyu sürecek içten ve keyifli bir birliğin oluşturulmasıyla doruğa ulaşır. Evlilik korkusu ise kişinin geçmiş çocukluk yaşantılarında maruz kaldığı çatışmalar ve çevresinde veya ailesinde yaşadığı olumsuz evlilik örneklerinden edindiği bilgiler doğrultusunda geliştirdiği psikolojik bir bağlanma korkusudur. Farklı geçmiş, farklı kültür ve farklı ailelerde yetişen kişiler karşı tarafa bağlanarak kendilerini çok zorlu ve çatışmalı olabilecek evlilik kurumun içine sürüklemek istemezler. Yani bir nevi kendilerini korumak isterler. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, [...]

Daha fazla oku...

Evlilik ve İlişkilerde Terapi Gerektirebilecek Durumlar

Mutlu evlilik, bir şans değildir; çaba, emek, sabır, özveri, uzlaşma, anlaşma ve önemsemenin bir ürünüdür. Biraz sevgi, saygı, güven, biraz eşlerin mutlaka vermesi gereken ödünler ve yapması gereken fedakârlıklar, biraz duygusal istikrar ve destek, biraz karşısındakinin verme ve alma ihtiyacını tanıma, biraz finansal güvenlik iyi bir evlilik ilacını oluşturan karışım olarak belirlenebilir. Mutlu evliliklerin sırları herkese ve her topluma göre değişkenlik gösterebilir ancak dünyanın her yerinde tüm ilişkilere uyan bazı “iyi geçinme kuralları” vardır. Örneğin sevgi, saygı, güven, yakınlık, mahremiyet [...]

Daha fazla oku...

Her Gün Sevgili Olun!

Toplumumuzda maalesef hala sevginin, aşkın ve en mahrem ilişki olan cinselliğin hakkı yeterince verilememektedir. İlişkileri bir ve birarada tutan olgun sevgi, eşlerin birbirlerine saygı duymaları, güvenmeleri, dikkat etmeleri, koşulsuz kabul etmeleri, takdir, şefkat duymaları ve kendileri olmakta özgürlük tanımaları üzerinde inşa edilebilir. Yakınlık ve tutkuyla beslenen sevgi, bu sayılan temel niteliklere olan bağlılıktır. Bağlılığın en güzel şekilde gösterilmesi gereken bir gün olan 14 Şubat’ı kutlarken ne yazık ki sevgili olmayı tam olarak bilmiyoruz. Bireysel özgürlüğün en uç noktasında yer alan sevmek [...]

Daha fazla oku...

Neden Evli Kalmayı Başaramıyoruz?

Herkes ister istemez çocukluğunda psikolojik ve fiziksel travmalara uğrar, yaralanır. Çocukluk yaraları adını verdiğimiz bu travmaları, vaktiyle çözümleyebilecek veya hazmedebilecek ego gücü olmadığı için, zamanı gelince yeniden açmak üzere bilinçdışına hapsederiz. Evlenmek, çoğu zaman bu travmaları çözümleyebilecek kişinin bulunduğu anlamına gelir. Beynimizin geçmişi yeniden canlandırmaya çalışmasının altında yatan neden, bir alışkanlık ya da bilinçsiz bir tutku meselesi değil, çocukluk yaralarının iyileşmesi için zorunlu bir gereksinimdir. Güvenli bir çevrede yetişecek kadar şanslı olsak bile, çocukluktan kalma gözle görülür yara izleri taşıyor olabiliriz, çünkü bizler doğduğumuz [...]

Daha fazla oku...