Orgazm Bozukluklarının Psikojenik Nedenleri ve Tedavisi

Psikojenik Nedenleri

1. Negatif beden imajı ve düşük benlik saygısı,

2. Baba-kız ilişkisindeki olumsuzluklar,

3. Geleneksel kadın cinsel rolünün dışına çıkamamak,

4. Edilgenlik, çekingenlik,

5. Kadının çift ilişkisindeki ikilemi,

6. Kendini bırakma, kontrolünü yitirme korkusu,

7. Bağımsızlığını ortaya koyma korkusu,

8. Cinsellik konusundaki korkular,

9. Eşe veya erkeğe yönelik olumsuz duygular.  

Tedavi

Yapılan tıbbi araştırmalar sonucu elde edilen verilere göre, boşalma ve orgazm sorunlarının en sık görülen nedeni cinsel bilgisizlik olduğu için cinsel terapi evresinde kişiye ve çifte cinsel ilişki, cinsellik ve cinsel organlarla ilgili bilgi verilir ve cinsel eğitim videoları eşliğinde ‘bilişsel yeniden yapılandırma’ yapılır. Orgazm sorunlarında tedavinin başlıca iki basamağı vardır; Önce kadının yalnız başına sonra da eşiyle birlikte orgazm olması planlanır. İlişkideki mevcut iletişim sorunları çözümlenir ve çiftin ilişkisi flört havasına sokulur. Ardından kadının boşalmasını veya orgazm olmasını engelleyen duygularıyla bağlantıya geçmesi ve onları söze dökmesi sağlanır. Daha sonra ise kişinin önce bireysel olarak kendi vücudunu tanımasına sonra çiftin birbirinin vücudunu tanımasına yönelik aşk oyunları adında çalışmalar yapılır. Buradaki amaç, cinsellikle ilgili önceden gelen yanlış ve eksik bilgilerin temizlenmesi ve yerine doğru  bilgilerin getirilmesidir.

İlaç kullanımı ve klitoris büyütme gibi tedavi yöntemleri boşalma ve orgazm sorunlarını önleyici birer tedavi şekli olsa da, cinsel terapistlerce kullanımı önerilmemektedir. Çünkü ilaçlar sorunu kökünden halletmeyecektir. İlaç kullanımı geçici boşalmalara neden olacağından, sonrasında ciddi cinsel sorunlara ve depresyona neden olabilir. Klitoris büyütme operasyonu ise klitoral uyarma yani mastürbasyon eylemine kadını daha duyarlı hale getirecek ama cinsel birliktelik (penetrasyon) sonucu oluşacak olan vajinal boşalmaya ve vajinal orgazma çok faydası olmayacaktır.

Kesin sonuçlu tedavide, kadının erojen bölgeleri yani duyarlı bölgelerine (meme uçları, klitoral bölge, kulak ve boyun çevresi, kasık bölgeleri, bacak iç kısımları, vb.) yoğunlaşma tekniklerine yönelten cinsel terapi programına ihtiyaç vardır. Ancak bu teknik, klitoral uyarı ile boşalan ama cinsel ilişki sırasında boşalamayan kadınlarda genellikle etkisizdir. Böyle durumlarda aşk kaslarını çalıştırma egzersizleri yani Kegel egzersizleri ile duyarlılığını arttırmak mümkündür.

Orgazm tedavisinde önemli faktörlerden biri de cinsel birleşme pozisyonlarıdır. Bazı pozisyonlarda klitoris daha çok uyarılırken bazı pozisyonlarda klitoris uyarısı azdır.

Cinsel terapiden sonuç alınamayan ya da ciddi kişilik sorunları, psikoseksüel gelişimin erken dönemlerine ait sorunların olduğu vakalarda daha başlangıçta dinamik yönelimli cinsel terapi ya da uzun süreli terapi gerekeceği düşünülebilir.

Cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte boşalmaları gerektiği inancı cinsel mit dediğimiz hurafelerden biridir. Pek çok çift, cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir. Oysaki kadın ve erkek cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı kişilerin boşalacakları anı tam olarak belirleyememelerine neden oluyor. Birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi benzer nedenlerle çiftler nadiren aynı anda boşalırlar. Birlikte boşalmak iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Ama birlikte boşalmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden hoşnutsuz olmasına, aynı anda boşalma beklentisiyle, kendinin ve partnerinin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmesine ve sevişmenin keyfinin kaçmasına neden olabiliyor. Bu durum, cinsel ilişki yaşamak bir yana, kişisel boşalmayı da yok edebiliyor. Oluşan stres, bazı durumlarda  gebe kalmayı bile engelleyebilmektedir. Unutulmaması gerekir ki  iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok boyutlu ve keyifli bir süreçtir. Bundan dolayı çift birlikte boşalma hedefinden vazgeçip, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanmalıdır.Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar, cinsel doyumu da olumsuz yönde etkilemekten başka bir işe yaramayacaktır.

Benzer Makaleler: