Birleşemeyen Çiftler

Birleşemeyen çift (BÇ) tanımı, çiftin belirli bir süre içinde, düzenli denemeler yapmalarına karşın, penis-vajina birlikteliğini sağlayamamaları durumu için kullanılmaktadır. Nedenleri arasında ilk sıralarda kadınlarda vajinismus veya disparoni (ağrılı cinsel ilişki), erkeklerde sertleşme bozukluğu veya erken boşalma ya da bunların kombinasyonu gelmektedir. Cinsel eğitim yetersizliği, çocuksu ya da olgunlaşmamış kişilik özellikleri ve aileye aşırı bağımlılık olguların çoğunda görülen ortak özelliklerdir. Katı dini kurallar ve cinsellik üzerindeki geleneksel yaklaşımlar da nedenler arasında sayılabilecek kültürel özelliklerdir. Hem birey hem de çift üzerinde negatif fiziksel, psikolojik ve sosyal etkileri nedeniyle sağlığı ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyen bu sorun, uygun biçimde ele alındığında, %100’e yakın oranda tedavi edilebilmektedir. İlk seçenek tedavi yöntemi ise modifiye CİNSEL TERAPİDİR.

Bir çiftin herhangi bir fiziksel ya da psikolojik nedene bağlı olarak cinsel birleşmeyi gerçekleştirememe ya da cinsel birleşme girişimini tamamlayamama durumu olarak bilinen ‘birleşemeyen çift’ olgularına özel önem veren cinsel terapinin kurucularından Helen Singer Kaplan, bu çiftleri değerlendirirken “patolojik olanın erkek ya da kadın değil aralarındaki ilişki olduğunu” akılda tutmak gerektiğini vurgulamıştır.
BÇ olgularının suçluluk, utanç ve yetersizlik duyguları nedeniyle yardım arama ile sorunlarını gizleme davranışı arasında bilinçli ve bilinçdışı çatışma yaşadıkları, bu nedenle tedavi için başvurmayı erteledikleri belirtilmektedir. BÇ olgularının çoğunlukla ilk başvuru yeri üroloji ya da jinekoloji klinikleri olmakta, değerlendirme aşamasında çiftin yalnız bir üyesine odaklanılarak partner kaynaklı sorunlar ve çift ilişkisi atlanmaktadır. BÇ’in en önemli nedenleri olan erken boşalma ve vajinismus, Türkiye ve bazı Doğu ülkelerinde Batı ülkelerine göre daha sık görülmektedir. Bu sonucun Doğu ve Batı toplumları arasındaki gelenek, din ve feodal sosyal yapı gibi keskin kültürel farklılıklardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bazı Doğu ülkelerinde, boşanma ve evlilik öncesi cinsel ilişkinin aile değerlerine saldırı ve skandal yaratacak davranış olarak değerlendirildiği bildirilmektedir. Türkiye’nin birçok yeri, diğer Doğu ülkelerine kıyasla daha fazla batı yaşam tarzındadır, ancak cinsellik ve bekaret konusundaki geleneksel davranışların ilişkiler üzerinde hala baskı unsuru olduğu belirtilmektedir. Hala, vajinismus Türkiye’de en sık görülen kadın cinsel işlev bozukluğu olma özelliğini korumaktadır.

Vajinismus olgularında ilk birleşmede olacaklara ilişkin, kültürel kaynaklı çarpıtılmış bilgiler (penisin vajinaya girerken kızlık zarının yırtılacağı, patlayacağı, bozulacağı, kanama olacağı vb söylemler) içsel kaynaklı (bilinçdışı)korkuları alevlendirir. Cinsel eğitim yetersizliği, çocuksu ya da olgunlaşmamış kişilik özellikleri, aileye aşırı bağımlılık BÇ olgularının karakteristik özellikleridir. Kaplan, BÇ etiyolojisinde çift’e ait etkenleri şöyle sıralamaktadır: Cinsel beceride yetersizlik, bilgi eksikliği, nörotik etkileşim (güç çatışması, anlaşmazlıklar, hayal kırıklıkları, karşılıklı aile aktarımları), uyumsuz cinsel fanteziler, uyumsuz evlilik, alkol-madde kullanımına bağlı ilişki sorunları. BÇ olgularında psikosomatik etkenleri inceleyen bir araştırmaya göre kadınların çoğunda genital organlarının anormal olduğu düşünceleri, cinsel organlarının varlığını inkar ve U.D.U (Uysal baba, Dominant anne, Uysal koca) sendromu bulunmaktadır.
Bu vakalarda klinisyenler tarafından verilen yanlış mesajların, olguların tedavi almalarını, tedavi motivasyonu ile başarısını ve dolayısıyla da hayatlarını doğrudan olumsuz etkilediği vurgulanmaktadır.
Klinisyenler tarafından verilen yanlış mesajlar ve uygulamalar:

1.Fiziksel engel olduğuna ilişkin inançları desteklemek: kızlık zarı veya vajina yapısına ilişkin olumsuz açıklamalar yapılması, himenektomi (kızlık zarının ameliyatla alınması), anestezi altında dilatasyon veya birleşme uygulatılması, anestezik pomad önerilmesi vb.
2. “Psikolojik yaşantı” olarak hafife almak, alkol veya psikotrop ilaç önermek, gayri ciddi tutumla dinlemek (kadınlara “biraz dişini sıkacaksın”, erkeklere “gerekirse zorla, tecavüz et (?)” vb. sözler söylemek)
3. Yalnız penisi sertleştirmeye yönelik girişimler uygulamak
Unutulmamalıdır ki sebep ne olursa olsun birleşememek kader değil, % 100 tedavi edilebilir bir cinsel uyum sorunudur.

*Turkiye Klinikleri J Psychiatry-Special Topics 2009;2(4):72-5