ALDATMA’YI ANLAMAK …

İnsanlık tarihi kadar eski ve  yaşam var oldukça da yaşanması kaçınılmaz bir olgudur ‘aldatma’. Bir ilişkide yaşanabilecek en büyük depremdir; aniden her şeyi yerle bir ederken artçı sarsıntıları ise uzun süre devam edecektir.

Aldatma, eşler arasındaki anlaşma, inanç ve güvenin, başka kişi ya da kişilerin cinsel ya da duygusal biçimde ilişkiye dahil olmasıyla bozulması olarak tanımlanabilir.  Nihayetinde mevcut birlikteliğin beklenti ve sınırları çiğnenmiş ve kaçınılmaz olarak, yalan içeren söz ve davranışlar sergilenmiştir. Yapılan çalışmalarda bir çok kişi, aldatma yaşanmadan önce, eğer ilerde partneri tarafından aldatılırsa onu tereddütsüz terk edeceğini söylemiştir. Ancak gerçek hayatta böyle olmuyor ve çiftlerin çoğu var olan düzenlerine devam etmek istiyor, yani eşlerinden ayrılmak istemiyor. Sanılanın aksine, çiftlerin %60-75’i aldatma sonrasında halen bir arada kalma eğilimindedir.

Genellikle aldatılan taraf üzgüdür, kırgındır, öfkelidir, hatta aldatılan için yıkıcı, kahredici ve çok da sarsıcıdır elbette. Ancak bu durum, aldatan tarafın da acı çekmediği anlamına gelmez;  aldatanda ne oluyor ne bitiyor pek ilgilenilmez, düşünülmez. O bir suçludur ve artık yapması gereken tek şey pişman olmak ve kendini affettirmeye çalışmaktır. Peki ya aldatmaya giden yolda  neler yaşanmıştır ki? Ya da aldatan taraf kendi içinde neler yaşamaktadır ki?

Her iki taraf da acı çekerken, suçlama, savunma, öfke, endişe, pişmanlık gibi duygular ilişkinin içinde kol gezerken ilişkiyi yeniden yapılandırmanın tek yolu “ANLAMAK” tır. Prof. Dr. Mehmet Z. Sungur’un da belirttiği gibi, ‘ister ayrılın ister birlikte yaşamaya devam edin, sadakatsizliği anlamak gelecekteki yaşamınızda daha az acı çekmenizi sağlayacak ve belki de yaşamınızı eskisinden de anlamlı hale getirebilecektir.’

Aldatma sonucunda mutlaka ilişkinin ya da evliliğin sonlandırılması gerekmez. İlk yapılması gereken yaşananlarda her iki tarafın rolünün ve sorumluluğunun ne olduğunun ortaya konulması ve sorunların üstesinden gelinmeye çalışılması olmalıdır ki bunun için de mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır. Aldatmayı bir yol kazası gibi düşünmek gerek. Aldatma öncesi, süreci ve sonrasındaki sorunlar, bir uzman aracılığıyla çözüme kavuşturularak ilişkinin kaldığı yerden sağlıklı bir şekilde devam etmeye başlamasının sağlandığı çok sık görülmektedir. Ayrılık, tüm çabayı harcadıktan sonra yapılacak hiçbir şey kalmamışsa gidilecek en son yol olmalıdır.

ALDATMA SONRASI...

Sadakatsizlik ile temelleri sarsılan ilişkinin sadakatsizlik sonrasında sağlamlaştırılabilmesi, iki taraf arasındaki güvenin yeniden oluşturulabilmesi, her iki tarafın da sadakatsizlikte payını görebilmesi ve olası ihanetlerin önüne geçilebilmesi için sadakatsizliğin nedeninin tam olarak anlaşılması gerek. İhanet kriziyle boğuşan çiftlerin çoğu, aldatmayı anlamak yerine aldatmayı kabul edilebilir kılacak nedenler bulmaya odaklanıyor. Oysa hiçbir gerekçe aldatmayı haklı çıkaramaz, kabul ettiremez. Ayrıca sadakatsizlik de asla affedilemez, affedilen tek şey o hatayı yapan kişidir. Aldatmayı anlamak ise aldatanın duygusunu anlamaktan geçer. Kimisi, bilinçdışının yönlendirmesi sonucunda eşin dikkatini çekmek için; kimisi, eşin sevgisini test etmek için sadakatsizlik yapıyor. Bazıları, yakınlaşma korkusundan dolayı eşine ihanet ederken bazıları insanların aklına ilk gelen nedenden yani cinsel arzulardan dolayı ihanet yoluna giriyor. Bazısı aldatıldığını düşündüğü için aldatıyor, bazısı fantezilerini kendi partneriyle gerçekleştiremediği için bir aldatma partneri buluyor. Görüldüğü gibi her aldatma aynı değil, her aldatmanın sebebi aynı değil, dolayısıyla her aldatma olayı sonrasında alınacak tedbirler ve yapılacaklar da aynı olamaz. Bir aldatma vakasında bilinçdışı neden, aldatanın aldatma ihtiyacındansa aldatılanın aldatılma ihtiyacı da olabilir. Bir aldatma olayı sadece söz konusu bireylere ve bugüne göre de yorumlanamaz. Belki geçmişin tekrarı, belki nesiller arası aktarım, belki aldatılanın aldığı kilolar gibi çok daha basit bir sebep… Aldatma belki bambaşka bir ruhsal sorunun semptomudur. Aldatanın kapı aralığında olma sebebi de aldatmayı anlamaya yardımcı olur. Aldatan neden geri döndü, neden tam olarak bağları koparmıyor, suçluluk ve utanç duygusuna rağmen neden hala aralık kapının ardında bekliyor? Bir daha aynı hatayı yapmamak üzere gelebileceği gibi özellikle yine ihanet edebilmek için de geri gelmiş olabilir. Tüm bunlar doğru yorumlanmadığı sürece çift o ilişkiye devam edip etmemesi gerektiğini anlayamaz, devam etmemeleri için geçerli bir neden yoksa ilişkiyi iyileştiremez ve gelecek aldatmalarının önüne geçilmesi zorlaşır.

YENİDEN BAŞLAMA

Bu aşamaya kadar gelmiş çift, artık her şeyi geride bırakma niyetindedir. İhanet denen acı, tecrübe edilmiş; herkes bu ihanetten payına düşen duyguyu iliklerine kadar hissetmiş, sadakatsizlik detaylarına kadar çözümlenmiş, varsa travmaların kodları çözülmüş, herkes suçunu ve suçu oranında ceza çekmeyi kabul etmiş, iki taraf da bedel ödemiş. Bu aşamada ihanete dair tüm hesaplaşmalar halledilmiş olmalı. Artık barışma, bağışlamaya dönüşmeli... Hiçbir şey unutulmayacak, ara ara yine nüks edecek ve aynı duygular ruhu yeniden saracak. Çift bunları bilerek her şeyi geride bırakmaya söz vermeli. Bu acıya rağmen ve bu acıyla ilişkiyi sürdürmeye kararlı iseler bu kararlığı devam ettirmeliler. Kapı hala aralık olduğuna göre artık geleceğin yeniden yapılandırılması için hak ve ödevlerin yeniden düzenlenmesinin zamanı.

Benzer Makaleler: